Türk Ceza Hukuku sisteminde, bireylerin devlete ve kamu otoritesine olan güvenini sarsan, insanlık onurunu ayaklar altına alan en ağır suç tiplerinden biri işkence suçudur. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 94. maddesinde düzenlenen bu suç, yalnızca ulusal mevzuatımızda değil, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde de kesin ve mutlak bir dille yasaklanmıştır.
Bu makalemizde, 2026 yılı mevzuatı ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatları ışığında; işkence suçu nedir, işkence sayılan haller nelerdir, işkence ile eziyet farkı nasıl belirlenir ve işkence yapma cezası ne kadardır gibi soruları tüm detaylarıyla ele alacağız.
İşkence Suçu Nedir?
TCK Madde 94 uyarınca işkence suçu; bir kamu görevlisinin, bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine ya da aşağılanmasına yol açacak davranışları sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde gerçekleştirmesidir. İşkence, anlık bir öfke patlaması değil, mağdurun kişiliğini ve iradesini ezmeye yönelik organize bir eylemler bütünüdür.
TCK 94 İle Korunan Hukuki Değer: İnsan Onuru ve Mutlak İşkence Yasağı
İşkence suçu ile korunan temel hukuki değer insan onurudur. Anayasamızın 17. maddesi ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS) 3. maddesi gereğince “Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı yahut haysiyet kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulamaz.” Bu yasak mutlaktır; savaş, terörle mücadele veya olağanüstü hal gibi hiçbir gerekçe işkencenin meşrulaştırılması için kullanılamaz. Ayrıca, mağdurun beden ve ruh bütünlüğü ile adil yargılanma hakkı da bu madde ile koruma altına alınmıştır.
İşkence Suçu ile Eziyet Suçu Arasındaki Temel Farklar
Uygulamada işkence ile eziyet farkı sıklıkla birbirine karıştırılmaktadır. Her iki suçta da kişiye fiziksel veya ruhsal acı verme, onu aşağılama kastı bulunsa da, suçların failleri ve hukuki nitelikleri birbirinden tamamen farklıdır.
Failin Kamu Görevlisi Olması Şartı (Özgü Suç Niteliği)
TCK m. 96’da düzenlenen Eziyet suçu herkes tarafından işlenebilen genel bir suç iken; TCK m. 94’te düzenlenen İşkence suçu sadece kamu görevlileri tarafından işlenebilen bir özgü suçtur. Sivil bir vatandaşın eşine veya çocuğuna sistematik şiddet uygulaması eziyet suçunu oluştururken, bir polis memurunun şüpheliye karakolda aynı şiddeti uygulaması işkence suçunu oluşturur.
Orantısız Güç ve İşkence Ayrımı
Kolluk kuvvetlerinin, görevlerini ifa ederken direnen kişilere karşı zor kullanma yetkisi vardır. Ancak bu yetki kullanılırken sınırın aşılması ve kişiye insan onuruyla bağdaşmayan, orantısız bir şekilde acı çektirilmesi işkence boyutuna ulaşabilir.
Zor Kullanma Yetkisinde Sınırın Aşılması
Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu (PVSK) kapsamında polisin zor kullanma yetkisi, direnişi kıracak ölçüde olmalıdır. Direniş kırıldıktan sonra örneğin kişi kelepçelendikten sonra devam eden dayak, hakaret veya biber gazı sıkma eylemleri zor kullanma yetkisinin aşılması değil, doğrudan TCK 94 kapsamında işkence veya kasten yaralama olarak değerlendirilir.
TCK m. 94 İşkence Suçunun Unsurları Nelerdir?
Bir eylemin işkence sayılabilmesi için aşağıdaki maddi ve manevi unsurların bir arada bulunması şarttır.
Suçun Maddi Unsuru: Hangi Eylemler İşkence Sayılır? (Fiziksel ve Ruhsal Şiddet)
Maddi unsur; insan onuruyla bağdaşmayan, bedensel/ruhsal acı çektiren, algılama/irade yeteneğini etkileyen veya kişiyi aşağılayan eylemlerdir. Filistin askısı, falaka, elektrik verme, uykusuz bırakma, çıplak bekletme, dışkı yedirme veya sürekli ve ağır psikolojik baskı uygulamak işkence sayılan haller arasındadır. Bu eylemlerin en belirgin özelliği sistematik bir süreç içinde yapılmasıdır.
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2021/21822 Esas, 2024/16124 Karar sayılı güncel içtihadında, askeri okullardaki psikolojik ve fiziksel şiddetin (şok mangası) işkence boyutu şu muazzam gerekçeyle açıklanmıştır:
“Türkiye, taraf olduğu milletlerarası sözleşmelerde işkencenin yasak olduğunu kabul ederek… taahhüt altına girmiştir. […] İşkence suçunun belli bir süreç içinde sistematik olarak uygulanması ölçütü aynı hareketlerin tekrarlanması olarak değerlendirilmemelidir. Farklılık gösterse dahi belli bir süreç içinde uygulanan fiiller bir bütün hâlinde insan onuruyla bağdaşmayacak surette… aşağılanmasına yol açarsa işkence suçu oluşacaktır.
Somut olay, iddia, mahkeme kabulü ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında; Katılanların Kara Harp Okulu’nda askeri öğrenci ve sanığında aynı okulda takım komutanı olarak görev yaptığı… sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubu olmayan askeri öğrencilere karşı ‘şok mangası’ tabir edilen ve içinde bulunduğu grubu fiziksel ve psikolojik zorlayan mangalara alarak katılanlara karşı fiziksel ve psikolojik şiddet uyguladığı… çamurda eğitim yapmak, ördek yürüyüşü, komando dansı gibi fiziksel aktivesi yoğun hareketlerin mağdurları yıldırmak için sıklık ile yaptırıldığı… mağdurlara eğitim sırasında pis suların içirildiği… hiçbir sebep yok iken mağdurları saatlerce kapısının önünde ayakta beklettiği… bu kötü uygulamaların uydurma gerekçeler ile mağdurlara ceza altında verildiği, yine psikolojik olarak zorlamak için katılanlara Kara Harp Okulu’ndan ayrılmalarının sürekli tavsiye edildiği… eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu… hükmün ONANMASINA… karar verildi.”
Özgün Açıklama: Yargıtay bu kararında, askerlik mesleğinin doğasında olan zorlu eğitim pratikleri ile “işkence” arasındaki çizgiyi çok net çizmiştir. Eğitimin amacından saparak belirli bir grubu okuldan ayrılmaya zorlamak amacıyla girişilen insanlık dışı bedensel ve ruhsal yıpratma eylemleri, sistematik doğası gereği işkence suçunu oluşturmuştur.
Suçun Manevi Unsuru (Kast ve Saik)
İşkence suçu kasten işlenebilen bir suçtur. Taksirle işkence olmaz. Fail, eylemlerinin mağdura acı vereceğini bilmeli ve bunu istemelidir. İşkence için özel bir saik aranmaz; kamu görevlisinin sadece gücünü tatmin etmek veya mağduru aşağılamak amacıyla bu eylemleri yapması dahi yeterlidir.
Suçun Faili ve Mağduru Kimler Olabilir?
İşkence suçunun faili kural olarak kamu görevlisidir. Mağdur ise görevi sebebiyle kamu görevlisiyle muhatap olan veya onun gözetimi altında bulunan herhangi bir gerçek kişidir.
İşkence Suçunun Cezası Nedir? (2026 Güncel)
İşkence yapma cezası, suçun işleniş biçimine, mağdurun sıfatına ve ortaya çıkan neticeye göre oldukça ağır yaptırımlara bağlanmıştır.
| Suçun Türü / İhlal Edilen Fıkra | Eylemin Niteliği | Kanuni Hapis Cezası (2026) |
| Temel Halin Cezası (TCK 94/1) | Kamu görevlisinin yetişkin bir bireye işkence yapması | 3 yıldan 12 yıla kadar (Kadına karşı işlenirse alt sınır 5 yıl) |
| Nitelikli Hal (TCK 94/2-a) | Çocuğa, gebe kadına veya kendini savunamayacak kişiye karşı | 8 yıldan 15 yıla kadar |
| Nitelikli Hal (TCK 94/2-b) | Avukata veya kamu görevlisine görevi dolayısıyla | 8 yıldan 15 yıla kadar |
| Cinsel Taciz Boyutu (TCK 94/3) | İşkencenin cinsel yönden taciz şeklinde gerçekleşmesi | 10 yıldan 15 yıla kadar |
İşkence Suçunun Nitelikli Halleri Nelerdir?
Çocuğa, Gebe Kadına veya Kendini Savunamayacak Kişiye Karşı İşkence (TCK 94/2-a)
Fiziksel veya zihinsel engelli bireylere, çocuklara (18 yaşından küçüklere), yaşlılara veya gebe kadınlara karşı işkence yapılması, mağdurun dezavantajlı durumu sebebiyle cezanın 8 yıldan 15 yıla kadar hapis olarak belirlenmesini gerektirir.
Avukata veya Kamu Görevlisine Karşı Görevinden Dolayı İşkence (TCK 94/2-b)
Adaletin kurucu unsuru olan avukatlara veya diğer kamu görevlilerine, sırf ifa ettikleri görev nedeniyle karakolda veya başka bir kamu alanında işkence yapılması ağırlaştırıcı nedendir.
İşkence Eyleminin Cinsel Yönden Taciz Şeklinde Gerçekleşmesi (TCK 94/3)
Mağdura zorla cinsel içerikli eylemlerde bulunulması, taciz edilmesi veya cinsel onurunun ayaklar altına alınması halinde faile 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası verilir. (Not: Eylem tecavüz/cinsel saldırı boyutuna ulaşırsa, suçların içtimai hükümleri ve nitelikli cinsel saldırı cezaları da gündeme gelir).
Kasten Yaralama mı İşkence mi? (Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kriteri)
Uygulamada bir kamu görevlisinin şüpheliyi darp etmesinin kasten yaralama mı yoksa işkence mi olduğu en çok tartışılan konudur.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2017/753 Esas, 2019/497 Karar sayılı içtihadı bu ayrımı kusursuz bir şekilde ortaya koymuştur:
“Somut olayda; mağdurun sanık tarafından karakolda darbedildiğine ilişkin… anlatımları, alınan doktor raporları ve dosya kapsamında yer alan mağdura ait fotoğrafların incelenmesinden anlaşıldığı üzere sanığın, olay tarihinde yapılmakta olan soruşturmaya ilişkin şüpheli olarak gözaltına alınan ve elleri kelepçeli olan mağdur …’a, Devletin güvencesi altında olması gereken karakolda bulunduğu sırada, güç kullanımını gerektirecek herhangi bir olumsuz davranışı bulunmadığı hâlde, insan onuru ile bağdaşmayacak şekilde ve cezalandırmak amacıyla tokatla vurmaya başlaması, bu duruma tepki gösteren mağdurun kendisini itmesi üzerine de mağduru… ayrı bir koridora götürüp otoritesini göstermek ve aşağılamak amacıyla mağdurdan yere yatmasını istemesi… elinde bulunan tahta sopa ile mağdurun vücudunun değişik yerlerine vurmaya başlaması… iradesini kırmak amacıyla elindeki tahta sopa kırılıncaya dek mağdura vurmaya devam etmesi şeklindeki insan onuru ile bağdaşmayan ve mağdurun bedensel yönden acı çekmesine, aşağılanmasına ve irade yeteneğinin etkilenmesine yol açan eyleminin… ani olarak işlenmediğinin, belli bir süreç içinde gerçekleşen sistematik bir uygulama hâlini aldığının; öte yandan işkence suçu için kamu görevlisinin… belirli bir saik ile işlenmesinin suçun unsuru olarak sayılmamış olması… karşısında sanığın eyleminin TCK’nın 86. maddesinde düzenlenen kasten yaralama suçunu değil aynı Kanun’un 94. maddesinde düzenlenen işkence suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.”
Özgün Açıklama: Bu emsal kararla Yargıtay CGK, işkencenin tanımını son derece netleştirmiştir. Sanık polis memuru, mağdurun iradesini kırmak ve ona “biat ettirmek” amacıyla kelepçeliyken onu izole bir koridora çekip sopayla vurmuştur. Burada olay ani bir kavga (kasten yaralama) değil; devletin gücünü kullanarak bireyi hiçleştirme, eze eze boyun eğdirme kastı taşıdığından doğrudan işkence olarak vasıflandırılmıştır.
Benzer Şekilde Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/978 Esas, 2020/15091 Karar sayılı ilamında:
“olay tarihinde devriye görevi yapan polis memuru sanığın, o sırada oradan geçmekte olan mağduru şüphe üzerine durdurarak kimlik sorduğu, mağdurun kimliğini göstermesine rağmen üzerini aradığı ve GBT’sine bakacağından bahisle mağduru karakola götürmek istediği, mağdurun direnmesi üzerine yüzüne biber gazı sıkarak zorla polis aracına bindirdikten sonra adli raporlarda belirtildiği gibi, araç içinde bulunduğu süre zarfında sistematiklik arz edecek şekilde yaralayarak akabinde karakol yakınlarında araçtan indirmek suretiyle işkence yaptığının sabit olduğunun anlaşılması karşısında… beraat kararı verilmesi, Yasaya aykırı…”
Özgün Açıklama: İşkence suçunun oluşması için eylemin illa karakol veya nezarethane gibi kapalı kapılar ardında binalarda yapılması gerekmez. Sivil vatandaşı polis aracına bindirip, araç içerisinde ring atarken sistematik şekilde darp etmek de Yargıtay tarafından tereddütsüz işkence suçu olarak kabul edilmektedir.
Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış İşkence Suçu (TCK Madde 95)
İşkence sonucunda mağdurun bedeninde veya hayatında geri dönülemez zararlar oluşursa faile verilecek ceza katlanarak artar.
İşkence Sonucu Ağır Yaralanma ve Organ Kaybı Meydana Gelmesi
İşkence neticesinde mağdurun duyularından veya organlarından birinin işlevini yitirmesi, kemik kırığı oluşması, yüzünde sabit iz kalması veya bitkisel hayata girmesi durumunda, failin alacağı temel hapis cezası TCK 87. maddedeki kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine kıyasla yarı oranında veya bir kat artırılarak uygulanır.
İşkence Sonucunda Mağdurun Ölümü (TCK 95/4)
Eğer mağdur, kendisine uygulanan işkencenin bedensel veya ruhsal ağırlığına dayanamayarak hayatını kaybederse, fail hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.
İşkence Suçuna İştirak (Katılma) ve Amirlerin Sorumluluğu
Kamu Görevlisi Olmayan Kişilerin İşkence Suçuna İştiraki (TCK 94/4)
İşkence özgü bir suç olmasına rağmen, TCK 94/4’teki istisnai kural gereği; bir kamu görevlisinin işkence eylemine fiziksel veya manevi olarak iştirak eden (yardım eden, azmettiren) sivil vatandaşlar da, sanki kamu görevlisiymiş gibi aynı ağırlıkta işkence suçundan cezalandırılırlar.
İhmali Davranışla İşkenceye Göz Yuman veya Engellemeyen Amirlerin Durumu (TCK 94/5)
Nezarethanede veya cezaevinde işkence yapıldığını gören, duyan ancak buna müdahale etmeyen, göz yuman karakol amiri, komiser veya cezaevi müdürü gibi üst düzey yetkililer, işkenceyi bizzat yapmış gibi cezalandırılır. TCK 94/5 uyarınca, bu kişilerin cezasında ihmali davranış gerekçesiyle hiçbir indirim yapılmaz.
İşkence Suçunun Yargılama Süreci ve Usul Kuralları
İşkence Suçu Şikayete Tabi midir? Şikayet Süresi Var mıdır?
İşkence suçu, insanlığa ve kamu düzenine karşı işlenen en ağır suçlardan biri olduğu için şikayete tabi değildir. Mağdur şikayetinden vazgeçse dahi kamu davası düşmez. Herhangi bir şikayet süresi (6 ay gibi) kısıtlaması bulunmamaktadır.
İşkence Suçunda Dava Zamanaşımı Var mıdır? (TCK 94/6 İstisnası)
Hukukumuzdaki en önemli istisnalardan biri TCK 94/6 fıkrasıdır. 2013 yılında yapılan değişiklikle, işkence suçundan dolayı zamanaşımı işlemez kuralı getirilmiştir. Fail, olaydan 30 yıl sonra bile tespit edilse yargılanıp cezalandırılabilir.
İşkence Suçunda Uzlaştırma Uygulanır mı?
İşkence suçu uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında yer almaz. Tarafların kendi aralarında anlaşıp dosyayı kapatmaları hukuken mümkün değildir.
İşkence Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme Neresidir?
İşkence suçunun yargılamasında görevli mahkeme, kanunda öngörülen ceza sürelerinin ağırlığı (10 yılı aşan hapis cezaları) sebebiyle Ağır Ceza Mahkemeleridir. Yetkili mahkeme ise suçun işlendiği yer adliyesidir.
İşkence Suçunda HAGB ve Hapis Cezasının Ertelenmesi Mümkün mü?
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) ve hapis cezasının ertelenmesi kurumları kural olarak 2 yıl ve altındaki hapis cezaları için uygulanabilir. TCK 94 kapsamında işkence suçunun temel halinde dahi alt sınır 3 yıl (kadına karşı 5 yıl) olduğu için, mahkemenin verdiği ceza 2 yılın altına inemez. Bu sebeple işkence suçundan mahkumiyet alan kamu görevlileri hakkında HAGB veya hapis cezasının ertelenmesi kararı verilmesi MÜMKÜN DEĞİLDİR. Sanık doğrudan cezaevine girer ve memuriyetten ihraç edilir.
İşkence Davalarında İspat, Adli Muayene Raporu ve Uzman Ceza Avukatı Desteğinin Önemi
İşkence suçunun ispatında en kritik belge Darp ve Cebir Raporu – adli muayene raporu ile İstanbul Protokolü standartlarına uygun alınan psikolojik değerlendirme raporlarıdır. Gözaltı giriş ve çıkış raporları arasındaki farklar suçun en büyük delilidir.
Ayrıca kamera kayıtları (özellikle silinmeye yüz tutmadan el konulması), nezarethane log kayıtları, GPRS ve tanık beyanlarının süratle toplanması gerekir. Devletin gücünü arkasına almış faillere karşı yürütülen bu zorlu yargılamalarda, delillerin karartılmasını önlemek ve Ağır Ceza Mahkemelerinde güçlü bir temsil sağlamak için tecrübeli bir istanbul ceza avukatı ile süreci yürütmek mağdurun hak arama mücadelesinde hayati öneme sahiptir.
İşkence Suçu Hakkında Sıkça Sorulan Sorular (S.S.S.)
Psikolojik baskı, küfür veya hakaret işkence suçu sayılır mı?
Evet, sayılabilir. İşkence sadece fiziksel darp anlamına gelmez. Kamu görevlisinin kişiyi sürekli olarak çıplak aramaya zorlaması, cinsel veya inanç değerlerine ağır küfürler etmesi, uyutmaması, tehdit edip sistematik şekilde aşağılaması TCK 94 kapsamında ruhsal işkence sayılmaktadır.
Karakolda veya cezaevinde kötü muamele gören kişi ne yapmalıdır?
Öncelikle ilk fırsatta adli muayene sırasında doktora (polisin odadan çıkmasını talep ederek) tüm şikayetlerini ve ağrıyan bölgelerini detaylıca yazdırmalıdır. İstanbul Protokolü gereği hekim bu iddiaları rapora işlemek zorundadır. Ardından savcılığa suç duyurusunda bulunulmalı ve kamera kayıtlarının derhal yedeklenmesi (el konulması) talep edilmelidir.
Devletin işkence mağduruna tazminat ödeme yükümlülüğü var mıdır?
Evet. Anayasa Madde 125/son fıkrası gereğince idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Kamu görevlisinin işkence eylemi bir “hizmet kusuru” sayıldığından, İdare Mahkemelerinde İçişleri veya Adalet Bakanlığına karşı maddi ve manevi tazminat davası (Tam Yargı Davası) açılabilir. Devlet ödediği tazminatı daha sonra suçu işleyen memura rücu eder.
İşkence suçunda tutuksuz yargılanma mümkün müdür?
Kanunen mümkün olmakla birlikte, işkence suçu ceza miktarı itibariyle çok ağır olduğu ve genellikle delil karartma ihtimali yüksek bulunduğundan (faillerin polis/jandarma vb. olması hasebiyle) mahkemeler genellikle tensiple birlikte veya soruşturma aşamasında faillerin tutuklu yargılanmasına karar vermektedir.
Sistematik olmayan, tek seferlik bir dayak işkence midir, kasten yaralama mıdır?
Yargıtay içtihatlarına göre; karakola getirilen kişiye anlık bir öfkeyle atılan tek bir tokat veya ani gelişen tek seferlik bir fiziki müdahale “sistematik” ve “belli bir sürece yayılmış” olmadığından kural olarak TCK 86 kapsamındaki “Kasten Yaralama” suçunu oluşturur. Ancak bu tek seferlik eylem, kişinin onurunu kırmaya yönelik tasarlanmış ve otorite tesisi için şiddetli şekilde yapılmışsa CGK kararlarında görüldüğü üzere yine işkence sayılabilmektedir.
Türkiye’de zaman aşımına uğramayan tek suç işkence midir?
İşkence suçu (TCK 94/6) Türkiye’de dava ve ceza zamanaşımının işlemediği nadir suçlardandır. Bunun haricinde Soykırım Suçu (TCK 76) ve İnsanlığa Karşı Suçlar (TCK 77) gibi uluslararası boyutu olan çok ağır suçlarda da zamanaşımı işlemez.
