
Mefendizade Hukuk ve Danışmanlık olarak, ticari ve bireysel ilişkilerin temelini oluşturan güven unsurunun sarsıldığı, alacakların tahsil edilemediği ve mali krizlerin baş gösterdiği durumlarda müvekkillerimizin hukuki ve ekonomik menfaatlerini korumak için kesintisiz bir hukuki mücadele yürütüyoruz. Modern ekonominin sağlıklı bir şekilde işlemesi, borçların zamanında ödenmesine ve sözleşmelere sadık kalınmasına bağlıdır. Ancak ekonomik dalgalanmalar, ticari basiretsizlikler veya kötü niyetli girişimler neticesinde alacakların tahsil edilemez hale gelmesi, ticari hayatın kaçınılmaz gerçeklerinden biridir. Bu noktada devletin cebri icra gücünü arkasına alan icra hukuku devreye girer.
Avukat Özkan Kaşmer öncülüğünde kurulan İstanbul merkezli büromuz, alacak tahsili süreçlerini geleneksel ve hantal yöntemlerle değil, teknolojinin sunduğu en güncel hukuki araçlarla, agresif ancak yasalara tam uyumlu bir strateji ile yönetmektedir. İcra hukuku, şekil şartlarının ve yasal sürelerin en katı uygulandığı, en ufak bir usul hatasının aylar süren gecikmelere ve telafisi imkansız hak kayıplarına yol açabildiği son derece teknik bir hukuk dalıdır. Bu sebeple, icra dairesinde açılacak basit bir takipten, dev holdinglerin iflas erteleme veya konkordato süreçlerine kadar uzanan geniş yelpazede, alanında uzman ve pratik tecrübesi yüksek bir icra avukatı ile çalışmak bir tercih değil, zorunluluktur.
Aşağıda, alacaklı ve borçlu ilişkilerindeki yasal sınırları çizen, tahsilat sürecinin tüm aşamalarını düzenleyen İcra ve İflas Hukuku’na dair kapsamlı rehberimizi, müvekkillerimizin en çok ihtiyaç duyduğu hukuki çözümler ışığında detaylandırıyoruz.
İcra Hukuku Nedir ve Sistemin İşleyişi
İcra hukuku, borcunu kendi rızasıyla yerine getirmeyen borçlulara karşı, alacaklının talebi üzerine devlet gücü kullanılarak borcun zorla tahsil edilmesini sağlayan kamu hukuku dalıdır. Hukuk sistemimizde hiç kimse kendi hakkını bizzat zor kullanarak alma yetkisine sahip değildir (ihkak-ı hak yasağı). Bir kişinin alacağını tahsil edebilmesi için devletin resmi kurumları olan İcra Müdürlükleri, İcra Mahkemeleri ve iflas daireleri aracılığıyla işlem yapması gerekir.
İcra sürecinin temel amacı, alacaklının hakkına en hızlı ve eksiksiz şekilde kavuşmasını sağlarken, borçlunun da yaşamsal haklarını ve insan onurunu koruyacak bir denge mekanizması kurmaktır. İcra müdürleri ve yardımcıları bu dengeyi İcra ve İflas Kanunu (İİK) hükümleri çerçevesinde sağlar. Ancak icra dairelerinin yoğun iş yükü ve karmaşık mevzuat göz önüne alındığında, dosyanın ilerlemesi tamamen icra avukatının dosyayı ne kadar yakından ve etkili takip ettiğine bağlıdır.
İcra Takibi Türleri ve Başvuru Şartları
Alacağın kaynağına, eldeki belgenin niteliğine ve borcun türüne göre icra takibi yöntemleri birbirinden ayrılır. Her takip türünün kendine özgü itiraz süreleri, haciz şartları ve hukuki sonuçları vardır. Doğru takip yolunun seçilmesi, alacağın tahsil hızını doğrudan etkiler.
İlamsız İcra Takibi (Genel Haciz Yolu)
İlamsız icra takibi, elinde bir mahkeme kararı veya kambiyo senedi bulunmayan alacaklıların başvurduğu en yaygın takip yoludur. Sadece para ve teminat alacakları için bu yola başvurulabilir. Fatura, cari hesap ekstresi, kira sözleşmesi, adi yazılı bir sözleşme veya hiçbir yazılı belge olmasa dahi ilamsız icra takibi başlatılabilir.
Bu takip türünün en büyük riski ve aynı zamanda özelliği, borçlunun ödeme emrine itiraz etmesinin çok kolay olmasıdır. İcra dairesi tarafından borçluya gönderilen ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde borçlunun icra dairesine vereceği basit bir dilekçe ile borca, faize veya yetkiye itiraz etmesi, takibi kendiliğinden durdurur.
İtiraz üzerine duran takibin devam edebilmesi için alacaklı icra avukatı tarafından, eldeki belgenin gücüne göre icra mahkemesinde İtirazın Kaldırılması davası veya asliye hukuk/ticaret mahkemelerinde İtirazın İptali davası açılması zorunludur. Haksız yere, sırf zaman kazanmak amacıyla itiraz eden borçlu, mahkeme kararıyla alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilir.
İlamlı İcra Takibi
Bir mahkeme kararına veya mahkeme kararı hükmünde sayılan belgelere örneğin kesinleşmiş hakem kararları, mahkeme huzurunda yapılan sulh ve kabullere dayanılarak başlatılan icra takibine ilamlı icra denir. Para alacaklarının yanı sıra; çocuk teslimi, taşınmazın tahliyesi, bir işin yapılması veya yapılmaması gibi konular da ilamlı icranın konusunu oluşturur.
İlamlı icra takibinde borçlunun icra dairesine itiraz ederek takibi durdurma hakkı yoktur. İlamlı icraya karşı ancak borcun ödendiği, zaman aşımına uğradığı veya ertelendiği gibi çok sınırlı durumlarda icra mahkemesinden İcranın Geri Bırakılması (tehir-i icra) kararı alınarak takip durdurulabilir. Bu durum, elinde mahkeme kararı olan alacaklının son derece güçlü bir konumda olduğunu gösterir.
Kambiyo Senetlerine Mahsus Haciz Yolu
Ticari hayatın en önemli ödeme araçları olan çek, bono ve poliçe gibi kambiyo senetlerine dayalı alacaklar için kanun koyucu özel ve hızlı bir tahsilat yolu öngörmüştür. Bu takip türünde icra müdürü, senedin vadesinin gelip gelmediğini ve belgenin kanuni unsurları taşıyıp taşımadığını resen (kendiliğinden) kontrol eder.
Kambiyo senetlerine mahsus takipte borçluya gönderilen ödeme emrine itiraz süresi 5 gündür. Borç ödeme süresi ise 10 gündür. İlamsız icradan en büyük farkı, borçlunun borca veya imzaya itiraz etmesinin takibi kendiliğinden durdurmamasıdır. Takibin durabilmesi için icra mahkemesinin itirazı ciddi bularak tedbiren takibi durdurma kararı vermesi gerekir. Mefendizade Hukuk ve Danışmanlık olarak, müvekkillerimizin ticari alacaklarını çek ve senet tahsilatı uzmanlığımız ile en kısa sürede, mal kaçırma risklerini minimize ederek güvence altına alıyoruz.
İpoteğin ve Rehinin Paraya Çevrilmesi
Alacağın bir taşınmaz ipoteği veya taşınır rehni ile güvence altına alındığı durumlarda, alacaklı önce doğrudan haciz yoluna gidemez. Kural olarak önce rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatmak zorundadır. Bankaların kredi borçlarına karşılık koyduğu ev ipotekleri veya araç rehinleri bu yolla icraya konulur. İpotekli taşınmazın icra kanalıyla satılarak alacağın tahsil edilmesi süreci, kıymet takdiri ve ihale aşamaları içerdiği için son derece teknik bir prosedüre tabidir.
İcra Takibi Süreci ve Haciz İşlemleri
İcra takibi, takip talebinin icra dairesine verilmesiyle başlar ve borcun tamamen tahsil edilip dosyanın infaz edilmesiyle sona erer. Bu süreçte atılacak her adım, hukuki stratejinin bir parçasıdır.
Ödeme Emrinin Tebliği ve Kesinleşme
Takip talebi üzerine icra dairesi borçluya bir ödeme emri veya icra emri gönderir. Türk hukukunda tebligat işlemi hayati bir öneme sahiptir; zira tüm itiraz süreleri ve haciz hakkı, tebligatın usulüne uygun olarak borçluya ulaştığı gün başlar. Adres araştırmaları, MERNİS adresine tebligat ve gerekirse ilanen tebligat süreçlerini yakından takip ederek takibin hızla kesinleşmesini sağlıyoruz. Takip kesinleşmeden borçlunun mallarına haciz konulamaz.
Haciz İşlemlerinin Kapsamı ve E-Haciz
Takibin kesinleşmesiyle birlikte alacaklı icra avukatı, borçlunun malvarlığının sorgulanmasını ve tespit edilen varlıklara haciz konulmasını talep eder. Günümüzde UYAP entegrasyonları sayesinde haciz işlemleri saniyeler içerisinde elektronik ortamda gerçekleştirilebilmektedir.
- Banka Hesaplarına Haciz: Borçlunun Türkiye’deki tüm banka genel müdürlüklerine gönderilen 89/1 haciz ihbarnameleri veya UYAP üzerinden atılan e-hacizler ile borçlunun vadesiz, vadeli hesaplarına, maaş dışındaki gelirlerine ve kiralık kasalarına bloke konulur.
- Maaş Haczi: Borçlunun bir işverene bağlı olarak SGK’lı çalışması durumunda, işyerine yazılan müzekkere ile borçlunun maaşının kanunen en fazla 1/4’üne ve ikramiye, prim gibi yan haklarının tamamına haciz konulabilir. İşveren bu kesintiyi yapıp icra dosyasına yatırmakla yasal olarak yükümlüdür, aksi halde borçtan bizzat sorumlu tutulur.
- Araç ve Gayrimenkul Haczi: TAKBİS (Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemi) ve Emniyet/Noterler Birliği sistemi üzerinden borçlunun adına kayıtlı ev, arsa, dükkan gibi taşınmazlar ile otomobil, ticari araç veya iş makinelerine haciz şerhi işlenir. Gerekli hallerde araçlar fiilen yakalanarak yedi emin otoparklarına çekilir.
- Menkul (Eşya) Haczi: Borçlunun evine veya işyerine bizzat icra memuru ve çilingir eşliğinde gidilerek yapılan fiili haciz işlemidir. Özellikle ticari işletmelerdeki makineler, stok mallar ve kıymetli evraklar haczedilerek muhafaza altına alınır.
İstihkak İddiası ve Mülkiyetin Tespiti
Haciz işlemi sırasında, haczedilen malın borçluya değil de üçüncü bir kişiye ait olduğu iddia edilebilir. Buna istihkak iddiası denir. Örneğin, borçlunun işyerinde bulunan bir makinenin finansal kiralama şirketine ait olması veya borçlunun evinde yaşayan eşinin “bu eşyaları ben kendi paramla aldım” demesi bu kapsama girer. Mefendizade Hukuk ve Danışmanlık olarak hem alacaklı hem de üçüncü kişi vekili sıfatıyla, istihkak davalarında malın gerçek mülkiyetinin kime ait olduğunu faturalar, banka ödemeleri ve tanık beyanlarıyla mahkemeye ispat ederek mülkiyet uyuşmazlıklarını çözüme kavuşturuyoruz.
Satış Aşaması ve Kıymet Takdiri
Haczedilen mallar doğrudan alacaklıya verilmez; icra dairesi aracılığıyla satılarak paraya çevrilir. Taşınır veya taşınmaz malların satışı öncesinde resmi bilirkişiler marifetiyle kıymet takdiri yapılır. Verilen değere itiraz edilmesi halinde İcra Mahkemesi kesin değeri belirler.
Günümüzde icra ihaleleri UYAP E-Satış portalı üzerinden elektronik ortamda açık artırma usulüyle yapılmaktadır. Taşınmaz satışlarında ihaleye fesat karıştırılması, usulsüz tebligat veya kıymet takdirindeki fahiş hatalar nedeniyle İhalenin Feshi davası açılarak satışın iptal edilmesi mümkündür. Büromuz, müvekkillerimizin ihale süreçlerine güvenle katılmasını sağlarken, usulsüz yapılan ihalelerin iptali için de en etkin hukuki denetimi gerçekleştirir.
Borçlu Hakları ve İcra Sürecinde Savunma Yolları
İcra hukuku sadece alacaklıyı koruyan bir sistem değildir. Yanlış kişiye takip açılması, borcun önceden ödenmiş olması, sahte senet düzenlenmesi veya hukuka aykırı haciz işlemleri gibi mağduriyetlerde borçlunun haklarını koruyan güçlü hukuki mekanizmalar mevcuttur.
İmzaya ve Borca İtiraz
Hakkında icra takibi başlatılan kişi, gönderilen belgedeki imzanın kendisine ait olmadığını iddia ediyorsa icra dairesine veya icra mahkemesine imzaya itiraz başvurusunda bulunmalıdır. Bu durumda kriminal polis laboratuvarları veya adli tıp kurumu tarafından detaylı imza incelemesi yapılır. Eğer imza borçluya ait değilse takip iptal edilir ve alacaklı aleyhine %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilir. Benzer şekilde, borcun ödendiği veya zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle borca itiraz yolları da etkin bir savunma aracıdır.
Menfi Tespit ve İstirdat Davaları
Borçlu, icra takibi öncesinde veya takip sırasında aslında böyle bir borcu olmadığını kanıtlamak için mahkemede Menfi Tespit Davası (borçlu olmadığının tespiti) açabilir. Bu dava ile belirli bir teminat karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmesi durdurulabilir.
Eğer borçlu, sırf haciz tehdidi altında mallarının satılmasını engellemek için mecbur kalarak aslında borçlu olmadığı bir parayı icra dosyasına ödemişse, paranın ödenmesinden itibaren 1 yıl içinde İstirdat Davası (geri alım davası) açarak haksız yere ödediği parayı faiziyle birlikte geri talep edebilir.
Haczedilemeyen Mallar ve Şikayet Yolu
İcra ve İflas Kanunu’nun 82. maddesi, borçlunun ve ailesinin insan onuruna yaraşır bir şekilde yaşamını sürdürebilmesi için bazı malların haczedilemeyeceğini hüküm altına almıştır.
- Borçlunun haline münasip evi,
- Kendisi ve ailesinin temel ihtiyaçları için zorunlu olan ev eşyaları (buzdolabı, çamaşır makinesi, yatak, koltuk vb. Ancak bunlardan birden fazla varsa lüks olanı haczedilebilir),
- Mesleğini icra edebilmesi için zorunlu olan alet ve edevatlar,
- Öğrenci bursları, nafaka alacakları ve belirli şartlar altındaki emekli maaşları.
İcra memurunun bu kuralları ihlal ederek haczi kabil olmayan bir malı veya maaşın tamamını haczetmesi durumunda, borçlu avukatı aracılığıyla icra mahkemesine Şikayet yoluna başvurarak işlemin iptalini ve haczin kaldırılmasını talep edebilir.
Ticari İşletmeler İçin İflas Hukuku ve Konkordato
Alacaklı ile bireysel borçlu arasındaki ilişkilerin ötesinde, şirketlerin mali yapılarını doğrudan ilgilendiren iflas ve yeniden yapılandırma süreçleri, İcra ve İflas Hukuku’nun en teknik alanlarındandır.
İflas Davaları ve İflasın Açılması
Borca batık durumda olan veya acz içinde bulunan sermaye şirketleri hakkında, alacaklıların talebiyle (takipli iflas) veya şirketin kendi yönetim kurulunun bildirimiyle (doğrudan iflas) ticaret mahkemelerinde iflas davası açılabilir. İflas kararı verildiği anda şirketin tüm malvarlığı iflas masasını oluşturur ve şirketin yönetim yetkisi İflas İdaresi’ne geçer. Bu aşamada Mefendizade Hukuk ve Danışmanlık olarak alacaklı müvekkillerimizin alacaklarını iflas masasına zamanında ve doğru şekilde kaydettiriyor, sıra cetveline yönelik itiraz süreçlerini yöneterek tahsilat şanslarını maksimize ediyoruz.
Şirket Kurtarma Stratejisi: Konkordato
Son yıllarda iflas erteleme kurumunun kaldırılmasıyla birlikte şirketlerin mali darboğazdan çıkış biletine dönüşen konkordato, borçlarını ödemekte zorlanan ancak projeksiyonlarına göre kurtarılma umudu olan iyi niyetli işletmeler için bir can simididir.
Konkordato, borçlunun alacaklılarıyla mahkeme gözetiminde yaptığı bir yeniden yapılandırma anlaşmasıdır. Konkordato projesi tasdik edilen bir şirket;
- Mevcut icra takiplerinden korunur (yeni takip açılamaz, eskiler durur),
- Haciz işlemlerinden muaf tutulur,
- Borçlarına faiz işlemesi durur,
- Borçlarını belirli bir vadede (örneğin 3-4 yıl içinde) indirimli veya faizsiz olarak ödeme imkanı kazanır.
Bu sürecin başarıyla sonuçlanması, mali müşavirler, bağımsız denetçiler ve ticaret hukuku uzmanlarından oluşan bir ekibin hazırlayacağı gerçekçi bir “Ön Proje”ye ve mahkeme komiserlerinin ikna edilmesine bağlıdır. Büromuz, konkordato başvuru dosyalarının hazırlanması, mahkeme süreçlerinin yönetilmesi ve alacaklılar toplantısında müzakerelerin yürütülmesi konusunda yüksek bir kurumsal birikime sahiptir.
Tasarrufun İptali Davaları ve Mal Kaçırmanın Önlenmesi
Hakkında icra takibi başlatılacağını anlayan veya borca batan kötü niyetli borçluların ilk başvurduğu yöntem, üzerlerindeki gayrimenkul, araç veya şirket hisselerini yakın akrabalarına veya danışıklı olduğu üçüncü kişilere devretmektir (halk arasındaki tabiriyle mal kaçırma).
Kanun koyucu bu muvazaalı işlemleri etkisiz hale getirmek için Tasarrufun İptali Davası kurumunu öngörmüştür. Borçlunun hacizden kurtulmak amacıyla, alacaklıya zarar verme kastıyla yaptığı son 5 yıl içindeki bağışlamalar, değerinin çok altında yapılan satışlar veya akrabalar arası devirler bu dava ile iptal edilir. Mahkeme kararıyla birlikte, tapu halen 3. kişi üzerinde görünse dahi, alacaklı sanki tapu borçlununmuş gibi o malı icradan sattırıp alacağını tahsil etme hakkı kazanır. Bu davalarda ihtiyati haciz kararları ile malın başkalarına devrini engelleyerek hızlı sonuç alıyoruz.
İcra Suçları ve Cezai Yaptırımlar
İcra iflas süreçlerinde dürüstlük kuralına aykırı davranan ve kanuni yükümlülüklerini ihlal eden kişiler hakkında hapis veya adli para cezası yaptırımları uygulanır. İcra Ceza Mahkemeleri’nde görülen bu davalar, borçluyu psikolojik ve yasal olarak ödemeye zorlayan en güçlü araçlardır.
- Taahhüdü İhlal Suçu: Borçlu, icra dairesinde borcunu belirli tarihlerde ödeyeceğine dair yazılı ve geçerli bir taahhütte bulunur ancak ödemeyi yapmazsa, alacaklının şikayeti üzerine 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılır.
- Mal Beyanında Bulunmama: Ödeme emri tebliğ edilmesine rağmen yasal sürede mal beyanında bulunmayan borçlu hakkında disiplin hapsi kararı çıkartılabilir.
- Nafaka Hükümlerine Uymama: Boşanma veya aile mahkemesi kararıyla bağlanan nafakayı ödemeyen borçlu eş, şikayet üzerine 3 aya kadar tazyik hapsi cezası alır.
- Muhafaza Görevini Kötüye Kullanma (Yedieminliği İhlal): Haczedilen mallar güvenli bir yerde saklanması için bazen bizzat borçluya “yediemin” sıfatıyla teslim edilir. Borçlu bu malları gizler, satar veya zarar verirse Türk Ceza Kanunu kapsamında hapis cezası ile yargılanır.
Neden Mefendizade Hukuk ve Danışmanlık Bürosu?
İcra ve iflas hukuku, masada hazırlanan dilekçeler kadar sahada gösterilen kararlılık ve pratiği gerektirir. Alacaklının haklı olması icra dairelerinde tek başına yetmez; bu hakkın hızlı ve eksiksiz bir şekilde tahsile dönüşmesi için hukuki takip yeteneği şarttır.
Mefendizade Hukuk ve Danışmanlık bürosu olarak, standart bir dosyayı açıp bekleme anlayışını kesinlikle reddediyoruz. Borçlunun malvarlığını UYAP ve açık kaynak istihbarat yöntemleriyle sürekli tarıyor, şirketlerin gizli organik bağlarını tespit ediyor ve paravan şirketler üzerinden yapılan ticari faaliyetleri deşifre ederek asıl sorumlulara ulaşıyoruz. İhtiyati haciz kurumuyla borçluya göz açtırmadan malvarlıklarına el koyuyor, alacaklı müvekkillerimizin yıllarca sürecek dava maratonlarında yıpranmasını önlüyoruz.
Borçlu konumundaki müvekkillerimiz için ise, yasal boşlukları kötü niyetle kullanan tefecilik eylemlerine, gerçeğe aykırı fatura veya sahte senetlerle başlatılan asılsız takiplere karşı en sert yasal savunmayı gerçekleştiriyoruz. Maaş haczi sınırlarının aşılması veya ev eşyalarının hukuka aykırı haczedilmesi gibi insan onuruna aykırı işlemleri derhal iptal ettiriyoruz.
Ticari hayatınızda karşılaştığınız tahsilat problemlerini çözmek, şirketinizin mali darboğaz süreçlerini konkordato ile yönetmek veya şahsınıza karşı açılan haksız icra takiplerini durdurmak için Avukat Özkan Kaşmer yönetimindeki Mefendizade Hukuk ve Danışmanlık bürosu ile iletişime geçebilirsiniz. Ekonomik güvenceniz ve hukuki huzurunuz için yanınızdayız.