İtirazın İptali Davası Nedir

İtirazın İptali Davası Nedir? Ne Zaman Açılır?

İcra ve İflas Hukuku’nda alacaklıların en sık karşılaştığı durumlardan biri, itirazın iptali davası, borçlunun başlatılan icra takibine itiraz etmesidir. Borçlunun süresi içinde yaptığı itiraz, ilamsız icra takibini durdurur ve alacaklının alacağını tahsil etmesini engeller. Bu durumda alacaklının başvurabileceği en önemli hukuki yollardan biri, İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinde düzenlenen itirazın iptali davasıdır.

İtirazın iptali davası, borçlunun icra takibine yaptığı itirazın haksız olduğunu ispat etmek ve durmuş olan icra takibinin devamını sağlamak amacıyla açılan bir eda davasıdır. Bu dava sonucunda mahkeme, borçlunun itirazını haksız bulursa itirazın iptaline karar verir ve icra takibi kaldığı yerden devam eder. Ayrıca belirli şartların varlığı halinde borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir.

Bu dava, alacaklının alacağını tahsil edebilmesi açısından büyük önem taşımakta olup, hem usul hukuku hem de maddi hukuk bakımından dikkatle yürütülmesi gereken bir süreçtir.

İtirazın İptali Davası Nedir?

İtirazın iptali davası, ilamsız icra takibine borçlu tarafından yapılan itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamak amacıyla alacaklı tarafından açılan bir davadır. Bu dava ile alacaklı, borçlunun icra takibine yaptığı itirazın haksız olduğunu mahkeme huzurunda ispat etmeyi amaçlar.

İlamsız icra takibinde borçlu, ödeme emrinin kendisine tebliğ edilmesinden itibaren yasal süresi içinde borca itiraz ederse, icra takibi durur. Bu durumda alacaklı, alacağını tahsil edebilmek için ya itirazın kaldırılması yoluna başvurmalı ya da genel mahkemelerde itirazın iptali davası açmalıdır.

İtirazın iptali davası, genel mahkemelerde açılan ve normal yargılama usulüne tabi olan bir alacak davasıdır. Mahkeme, tarafların sunduğu delilleri değerlendirerek alacağın varlığına ve borçlunun itirazının haklı olup olmadığına karar verir.

Mahkeme tarafından itirazın iptaline karar verilmesi halinde:

  • İcra takibi kaldığı yerden devam eder,
  • Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilir,
  • Alacaklı, alacağını icra yoluyla tahsil edebilir.

İtirazın İptali Davasının Şartları

İtirazın iptali davası, İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinde düzenlenmiş olup, borçlunun ilamsız icra takibine yaptığı itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamak amacıyla açılır. Bu davanın açılabilmesi için kanunda ve uygulamada kabul edilen bazı şartların birlikte bulunması gerekir.

1. Geçerli Bir İlamsız İcra Takibinin Bulunması

İtirazın iptali davasının ön koşulu, alacaklı tarafından başlatılmış usulüne uygun bir ilamsız icra takibinin bulunmasıdır. İlamsız icra takibi; genel haciz yolu ile takip, kambiyo senetlerine özgü takip veya kiralanan taşınmazların tahliyesine ilişkin takip şeklinde olabilir. Ancak uygulamada itirazın iptali davası en çok genel haciz yolu ile başlatılan takiplerde gündeme gelir.

Takibin yetkili icra müdürlüğünde başlatılmış olması ve ödeme emrinin borçluya usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş olması gerekir. Usulsüz tebligat halinde borçlunun itiraz süresi başlamayacağından, itirazın iptali davası açılmasının hukuki dayanağı da tartışmalı hale gelebilir.

2. Borçlunun Süresi İçinde İtiraz Etmiş Olması

İtirazın iptali davasının açılabilmesi için borçlunun, kendisine tebliğ edilen ödeme emrine karşı yasal süresi içinde itiraz etmiş olması gerekir. Genel haciz yoluyla takipte borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra müdürlüğüne itiraz ederek takibi durdurabilir.

Borçlunun süresi içinde yaptığı itiraz ile birlikte icra takibi kendiliğinden durur. Takibin durması üzerine alacaklı, alacağını tahsil edebilmek için itirazın iptali davası açma hakkını elde eder.

Borçlu süresi içinde itiraz etmemişse takip kesinleşir. Bu durumda itirazın iptali davası açılmasına gerek bulunmaz.

3. Davanın Alacaklı Tarafından Açılması

İtirazın iptali davası, yalnızca icra takibini başlatan alacaklı tarafından açılabilir. Alacaklı sıfatına sahip olmayan bir kişinin bu davayı açması mümkün değildir. Alacağın devredilmesi halinde ise, alacağı devralan yeni alacaklı bu davayı açma hakkına sahip olur.

Dava, icra takibinde borçlu olarak görünen kişiye karşı açılır. Birden fazla borçlu varsa, dava tüm borçlulara karşı birlikte açılabileceği gibi yalnızca itiraz eden borçluya karşı da açılabilir.

4. Davanın Bir Yıllık Süre İçinde Açılması

İtirazın iptali davası, borçlunun icra takibine yaptığı itirazın alacaklıya tebliğ edilmesinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Bu süre hak düşürücü süre niteliğindedir.

Bir yıllık süre içinde dava açılmaması halinde, alacaklı itirazın iptali davası açma hakkını kaybeder. Ancak bu durumda alacaklı, genel hükümlere göre alacak davası açabilir. Bu dava sonucunda alınacak mahkeme kararı ile ilamlı icra takibi başlatılması mümkündür.

5. Alacağın Gerçekten Var Olması

İtirazın iptali davasının esası, alacağın varlığının mahkeme tarafından tespit edilmesine dayanır. Bu nedenle alacaklı, alacağın varlığını hukuken geçerli delillerle ispat etmekle yükümlüdür.

Alacak; sözleşme, fatura, senet, teslim belgesi, ticari defter kayıtları, banka kayıtları veya diğer yazılı delillerle ispat edilebilir. Mahkeme, tarafların sunduğu tüm delilleri birlikte değerlendirerek alacağın mevcut olup olmadığına karar verir.

Alacağın varlığı ispat edilemezse dava reddedilir ve icra takibi kesin olarak sona erer.

Görevli Ve Yetkili Mahkeme

İtirazın iptali davası, genel görevli mahkemelerde açılır. Görevli mahkeme, uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenir. Buna göre:

  • Ticari nitelikteki alacaklarda Asliye Ticaret Mahkemesi,
  • Ticari olmayan alacaklarda Asliye Hukuk Mahkemesi,
  • Tüketici işlemlerinden doğan alacaklarda Tüketici Mahkemesi görevli olur.

Yetkili mahkeme ise genel yetki kurallarına göre borçlunun yerleşim yeri mahkemesi olmakla birlikte, sözleşmenin ifa yeri mahkemesi de yetkili olabilir.

İtirazın İptali Davasının Sonuçları ve İcra İnkar Tazminatı

İtirazın iptali davası, mahkemenin alacağın varlığı ve borçlunun itirazının haklı olup olmadığı konusunda yaptığı yargılama sonucunda karara bağlanır. Bu davanın sonucu, yalnızca taraflar arasındaki alacak ilişkisinin tespiti ile sınırlı kalmaz; aynı zamanda durmuş olan icra takibinin akıbetini de doğrudan etkiler.

1. İtirazın İptaline Karar Verilmesi ve Takibin Devam Etmesi

Mahkeme, alacaklının sunduğu deliller doğrultusunda alacağın varlığını ve borçlunun itirazının haksız olduğunu tespit ederse, borçlunun icra takibine yaptığı itirazın iptaline karar verir. Bu karar ile birlikte, daha önce borçlunun itirazı nedeniyle durmuş olan icra takibi yeniden işlerlik kazanır ve takip kaldığı aşamadan devam eder.

Bu aşamadan sonra alacaklı, borçlunun malvarlığına haciz konulmasını talep edebilir ve icra müdürlüğü aracılığıyla alacağını cebri icra yoluyla tahsil etme imkânına kavuşur. Mahkeme kararının kesinleşmesi, takip işlemlerinin daha sağlıklı ilerlemesi açısından önem taşımakla birlikte, uygulamada kararın kesinleşmesi beklenmeden de icra işlemlerine devam edilebildiği durumlar söz konusu olabilir.

2. Davanın Reddi Halinde Ortaya Çıkacak Sonuçlar

Mahkeme, yapılan yargılama sonucunda alacaklının iddiasını yeterli delillerle ispat edemediği kanaatine varırsa, davanın reddine karar verir. Bu durumda borçlunun icra takibine yaptığı itiraz geçerliliğini korur ve daha önce durmuş olan icra takibi tamamen sona erer.

Davanın reddi, alacaklının aynı icra takibine dayanarak yeniden takip yapmasına engel teşkil eder. Ancak alacaklı, şartları mevcutsa genel hükümlere göre yeni bir alacak davası açabilir. Bu davada alınacak ilam, yeni bir icra takibine dayanak oluşturabilir.

Ayrıca davanın reddi halinde, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti kural olarak alacaklı üzerinde bırakılır.

3. İcra İnkar Tazminatına Hükmedilmesi

İtirazın iptali davasının en önemli sonuçlarından biri, şartların oluşması halinde borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesidir. İcra inkar tazminatı, borçlunun haksız ve kötü niyetli şekilde icra takibine itiraz ederek alacağın tahsilini geciktirmesinin bir sonucu olarak düzenlenmiştir.

Mahkemenin icra inkar tazminatına hükmedebilmesi için bazı koşulların birlikte bulunması gerekir. Öncelikle borçlunun icra takibine yaptığı itirazın haksız olması ve alacağın mahkeme tarafından kabul edilmesi gerekir. Bunun yanında alacaklının dava dilekçesinde açıkça icra inkar tazminatı talebinde bulunmuş olması da zorunludur.

Mahkeme, borçlunun itirazını haksız bulduğu takdirde, alacak miktarının genellikle yüzde yirmisinden az olmamak üzere borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedebilir. Bu tazminat, alacaklının uğradığı gecikmenin ve gereksiz yargılama sürecinin bir sonucu olarak borçluya yüklenen ek bir mali sorumluluktur.

4. Kararın Kesin Hüküm Niteliği

İtirazın iptali davası sonucunda verilen karar, taraflar arasındaki alacak ilişkisinin varlığı veya yokluğu konusunda kesin hüküm teşkil eder. Bu nedenle aynı alacağa ilişkin olarak taraflar arasında yeniden dava açılması kural olarak mümkün değildir.

Bu yönüyle itirazın iptali davası, yalnızca icra takibinin devamını sağlamaya yönelik bir prosedür değil, aynı zamanda taraflar arasındaki alacak ilişkisinin hukuki varlığını kesin olarak ortaya koyan bir yargılama niteliği taşır.

İtirazın İptali Davası ile İtirazın Kaldırılması Arasındaki Farklar

İlamsız icra takibine borçlu tarafından itiraz edilmesi halinde takip durur. Bu durumda alacaklının başvurabileceği iki temel hukuki yol bulunmaktadır: itirazın iptali davası ve itirazın kaldırılması yoludur. Her iki yol da durmuş olan icra takibinin devamını sağlamaya yönelik olmakla birlikte, hukuki nitelikleri, başvuru şartları ve sonuçları bakımından önemli farklılıklar içerir.

1. Başvurulan Merci Bakımından Fark

İtirazın iptali davası, genel görevli mahkemelerde açılan bir alacak davasıdır. Uyuşmazlığın niteliğine göre Asliye Hukuk Mahkemesi, Asliye Ticaret Mahkemesi veya Tüketici Mahkemesi görevli olabilir. Bu davada mahkeme, tarafların iddia ve savunmalarını değerlendirerek alacağın varlığı hakkında esastan bir karar verir.

Buna karşılık itirazın kaldırılması talebi, icra mahkemesinde ileri sürülür. İcra mahkemesi, genel mahkemelere kıyasla daha sınırlı bir inceleme yapar ve esas olarak alacaklının sunduğu belgelerin kanunda öngörülen nitelikte olup olmadığını değerlendirir.

2. İspat Araçları Bakımından Fark

İtirazın iptali davasında alacaklı, alacağını her türlü hukuka uygun delille ispat edebilir. Yazılı belgelerin yanı sıra tanık beyanları, bilirkişi incelemesi, ticari defter kayıtları ve diğer deliller bu davada değerlendirilebilir. Mahkeme, kapsamlı bir inceleme yaparak alacağın varlığı konusunda kesin bir sonuca ulaşır.

İtirazın kaldırılması yolunda ise alacaklının belirli nitelikte yazılı belgelere dayanması zorunludur. Bu belgeler, ikrarı içeren belge, imzası borçlu tarafından inkâr edilmemiş adi senet veya resmi belge gibi kanunda açıkça belirtilen evraklardır. Bu nitelikte bir belge bulunmadığı takdirde itirazın kaldırılması mümkün olmaz.

3. Yargılamanın Kapsamı Bakımından Fark

İtirazın iptali davası, genel mahkemelerde görülen bir eda davası niteliğindedir. Bu davada mahkeme, alacağın varlığını tüm yönleriyle inceler ve maddi anlamda kesin hüküm oluşturacak bir karar verir. Verilen karar, taraflar arasındaki alacak ilişkisinin hukuki durumunu kesin olarak belirler.

İtirazın kaldırılması yolunda ise icra mahkemesinin yaptığı inceleme daha sınırlıdır. İcra mahkemesi, alacağın varlığını tüm yönleriyle değerlendirmekten ziyade, alacaklının sunduğu belgelerin takip yapmaya elverişli olup olmadığını inceler. Bu nedenle itirazın kaldırılması kararı, genel mahkemede dava açılmasına engel teşkil etmez.

4. Süre Bakımından Fark

İtirazın iptali davası, borçlunun itirazının alacaklıya tebliğ edilmesinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir ve sürenin geçirilmesi halinde bu yola başvurma imkânı ortadan kalkar.

İtirazın kaldırılması yolunda ise alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesine başvurmalıdır. Bu sürenin kaçırılması halinde alacaklı, artık itirazın kaldırılmasını talep edemez; ancak şartları varsa itirazın iptali davası açabilir.

5. Sonuçları Bakımından Fark

İtirazın iptali davasının kabul edilmesi halinde icra takibi devam eder ve ayrıca şartların varlığı halinde borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilir. Bunun yanında verilen karar, alacağın varlığı bakımından kesin hüküm niteliği taşır.

İtirazın kaldırılması talebinin kabul edilmesi halinde de icra takibi devam eder. Ancak bu karar, alacağın varlığı konusunda genel mahkemede dava açılmasına engel oluşturmaz. Taraflar, daha sonra genel mahkemelerde alacak veya menfi tespit davası açabilirler.

Yargıtay Kararları Işığında Değerlendirme

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2013/27784 E. , 2014/36446 K. Sayılı ilamında;

Kararda öncelikle, ilamsız icra takibine borçlu tarafından yapılan itirazın takibi durduracağı ve alacaklının takibin devamını sağlamak için İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası açabileceği vurgulanmıştır. Bu davanın, icra takibine itiraz eden borçluya karşı açıldığı ve yalnızca itiraza konu edilen alacak kısmını kapsadığı açıkça ifade edilmiştir.

Yargıtay ayrıca, itirazın iptali davasının bir tahsil davası olmadığını özellikle belirtmiştir. Bu dava sonucunda mahkemenin görevi, doğrudan alacağın tahsiline karar vermek değil; itirazın iptaline ve icra takibinin hangi miktar üzerinden devam edeceğine karar vermektir. Bu yönüyle itirazın iptali davası, icra takibinin devamını sağlamaya yönelik özel bir dava niteliği taşır.

Somut olayda ise ilk derece mahkemesinin, davanın itirazın iptali davası olduğunu gözden kaçırarak, icra takibinin hangi miktar üzerinden devam edeceğini açıkça belirtmeden, doğrudan eda hükmü kurduğu ve ayrıca icra inkar tazminatı konusunda olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapmadığı tespit edilmiştir. Yargıtay, bu eksiklikleri usul ve yasaya aykırı bularak mahkeme kararını bozmuştur.

Bu karar, itirazın iptali davasının hukuki niteliğinin doğru belirlenmesi gerektiğini ve mahkemelerin bu davalarda tahsil hükmü kurmak yerine, itirazın iptaline ve takibin devamına ilişkin açık ve net bir karar vermesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Ayrıca icra inkar tazminatı talebi bulunması halinde mahkemenin bu konuda mutlaka değerlendirme yapması gerektiği de vurgulanmıştır.

Sonuç olarak bu içtihat, itirazın iptali davasının bir alacak davasından farklı olduğunu ve bu davada verilecek kararın, icra takibinin devamına yönelik olması gerektiğini açık biçimde ortaya koyan önemli bir Yargıtay kararlarından biridir.

12. Hukuk Dairesi 2016/26795 E. , 2018/390 K. Sayılı ilamında;

Kararda, ilamsız icra takibine yapılan itiraz üzerine takibin duracağı ve alacaklının takibin devamını sağlamak için İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesi kapsamında itirazın iptali davası açabileceği belirtilmiştir. Bu davanın temel amacının, alacağın tahsilinden ziyade, durmuş olan icra takibinin yeniden işler hale getirilmesi olduğu ifade edilmiştir.

Yargıtay, itirazın iptali davasının doğrudan bir tahsil hükmü içermemesi gerektiğini, mahkemenin esas olarak borçlunun itirazının haklı olup olmadığını değerlendirmesi ve sonucuna göre itirazın iptaline veya davanın reddine karar vermesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu kapsamda, mahkemenin kararında icra takibinin hangi miktar üzerinden devam edeceğini açık ve tereddüde yer vermeyecek şekilde göstermesi gerektiği ifade edilmiştir.

Kararda ayrıca, itirazın iptali davasının icra takibine sıkı sıkıya bağlı olduğu, dolayısıyla ortada geçerli bir icra takibi bulunmadan bu davanın açılmasının mümkün olmayacağı ve alacaklının bu davayı açabilmesi için hukuki yararının bulunması gerektiği belirtilmiştir.

Sonuç olarak Yargıtay, itirazın iptali davasının niteliğinin doğru değerlendirilmesi gerektiğini, mahkemelerin bu davada icra takibinin devamına yönelik açık bir hüküm kurmasının zorunlu olduğunu ve bu hususların gözetilmemesinin bozma sebebi oluşturacağını ortaya koymuştur. Bu karar, itirazın iptali davasının kapsamını, amacını ve mahkemelerin karar verirken dikkat etmesi gereken usuli ilkeleri açıklayan önemli içtihatlardan biridir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2018/7346 E. , 2019/439 K. Sayılı ilamında;

Borçlu, icra takibine karşı ödeme emrine itiraz ederken zamanaşımı def’ini ileri sürmüşse, itirazın iptali davasında bu def’iyi ayrıca ve yeniden ileri sürmek zorunda değildir.

Çünkü itirazın iptali davası, borçlunun icra takibinde ileri sürdüğü itirazın (bu olayda zamanaşımı def’inin) hukuka uygun olup olmadığının incelenmesi amacıyla açılan bir davadır. Alacaklı, bu davayı açarken zaten borçlunun zamanaşımı itirazının yerinde olmadığını iddia etmektedir. Bu nedenle mahkeme, taraflar yeniden ileri sürmese bile, zamanaşımı itirazının geçerli olup olmadığını kendiliğinden incelemekle yükümlüdür.

Bu kapsamda, zamanaşımı def’i, klasik anlamda yalnızca tarafların ileri sürmesine bağlı bir savunma olmaktan çıkmakta; itirazın iptali davasının konusunu doğrudan oluşturduğu için mahkeme tarafından resen değerlendirilmesi gereken bir husus haline gelmektedir.

Dolayısıyla borçlunun, itirazın iptali davasında ayrıca ve süresi içinde zamanaşımı def’ini tekrar ileri sürmemiş olması, bu savunmadan vazgeçtiği anlamına gelmez. Mahkeme, icra takibinde ileri sürülen zamanaşımı itirazının hukuki geçerliliğini inceleyerek sonucuna göre itirazın iptaline veya davanın reddine karar vermelidir.

İtirazın İptali Davası Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

İtirazın iptali davası nedir?

İtirazın iptali davası, borçlunun ilamsız icra takibine yaptığı itiraz nedeniyle duran takibin devamını sağlamak amacıyla alacaklı tarafından açılan bir davadır. Bu dava ile alacaklı, borçlunun itirazının haksız olduğunu mahkeme önünde ispat ederek icra takibinin devam etmesini sağlar.

İtirazın iptali davası ne zaman açılır?

Bu dava, borçlunun icra takibine süresi içinde itiraz etmesi ve icra takibinin durması üzerine açılır. Alacaklı, borçlunun itirazının kendisine tebliğ edilmesinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açmalıdır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir.

İtirazın iptali davası açılmazsa ne olur?

Alacaklı bir yıl içinde itirazın iptali davası açmazsa, mevcut icra takibi üzerinden devam etme hakkını kaybeder. Ancak alacaklı, genel hükümlere göre alacak davası açarak mahkeme kararı aldıktan sonra ilamlı icra takibi başlatabilir.

İtirazın iptali davasında görevli mahkeme hangisidir?

Görevli mahkeme, uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenir. Ticari uyuşmazlıklarda Asliye Ticaret Mahkemesi, ticari olmayan uyuşmazlıklarda Asliye Hukuk Mahkemesi, tüketici işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda ise Tüketici Mahkemesi görevlidir.

İtirazın iptali davası ne kadar sürer?

Davanın süresi, mahkemenin iş yoğunluğuna, tarafların sunduğu delillere ve bilirkişi incelemesi gerekip gerekmediğine bağlı olarak değişir. Uygulamada bu davalar genellikle 6 ay ile 1,5 yıl arasında sonuçlanmaktadır.

İtirazın iptali davası kazanılırsa ne olur?

Davanın kabul edilmesi halinde borçlunun icra takibine yaptığı itiraz iptal edilir ve icra takibi kaldığı yerden devam eder. Alacaklı, borçlunun malvarlığına haciz koydurarak alacağını tahsil edebilir. Ayrıca şartların varlığı halinde borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir.

İcra inkar tazminatı nedir ve ne kadar olur?

İcra inkar tazminatı, borçlunun haksız yere icra takibine itiraz etmesi nedeniyle alacaklı lehine hükmedilen bir tazminattır. Mahkeme, alacaklının talebi üzerine, alacak miktarının genellikle yüzde yirmisinden az olmamak üzere borçlu aleyhine tazminata karar verebilir.

İtirazın iptali davası ile alacak davası arasındaki fark nedir?

İtirazın iptali davası, doğrudan durmuş olan icra takibinin devamını sağlamaya yöneliktir. Alacak davası ise alacağın tespiti amacıyla açılır ve dava sonunda verilen karar ile yeni bir icra takibi başlatılması gerekir. İtirazın iptali davası, mevcut icra takibinin devam etmesine imkân sağlar.

İtirazın iptali davasında tanık dinlenebilir mi?

Evet. Bu dava, genel mahkemelerde görülen bir dava olduğu için alacaklı alacağını tanık dahil olmak üzere her türlü hukuka uygun delille ispat edebilir. Mahkeme, sunulan tüm delilleri birlikte değerlendirerek karar verir.

İtirazın iptali davası açıldıktan sonra icra takibi devam eder mi?

İtirazın iptali davası açılması tek başına icra takibini devam ettirmez. İcra takibinin devam edebilmesi için mahkemenin itirazın iptaline karar vermesi gerekir. Mahkeme kararı ile birlikte icra takibi kaldığı yerden devam eder.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

WhatsApp Ön Bilgi