Düğünde takılan altınlar

Düğünde Takılan Altınları Kim Alabilir?

Boşanma aşamasında düğün takılarının paylaşımı, Türk aile hukukunda en çok uyuşmazlık yaşanan ve Yargıtay içtihatlarının son yıllarda önemli bir değişim geçirdiği alanlardan biridir. Altın değerlidir. Düğünde takılan altınların hani durumlarda kime ait olacağını Yargıtay’ın da görüşlerine göre değerlendirdik.

Boşanma aşamasında düğün takılarının paylaşımı, Türkiye’de hem yargı kararlarıyla hem de toplumsal örf-adetlerle şekillenen, oldukça teknik bir konudur. Bu mesele, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’ndaki mal rejimi tasfiyesinden ziyade, “kişisel malın iadesi” davası olarak görülür.

Düğünde Takılan Takılara Yargıtay’ın Görüşü Nedir?

Geçmişte Yargıtay, “takı kime takılırsa takılsın kadına aittir” şeklinde keskin bir kural uygulamaktaydı. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun güncel kararları ile bu yaklaşım daha hakkaniyetli bir temele oturtulmuştur:

Genel Kural:

Ziynet eşyası, hangi eşe takılmışsa ona ait sayılır.

Özgülenme Kriteri:

Erkeğe takılmış olsa dahi, kadın kullanımına özgü olan takılar (küpe, bilezik, gerdanlık vb.) münhasıran kadına ait kabul edilir.

Anlaşma ve Örf-Adet:

Eğer eşler arasında takıların paylaşımına dair bir sözleşme varsa veya o yörede tartışmasız bir yerel adet mevcutsa, öncelikle bu dikkate alınır.

3. Hukuk Dairesi 2015/469 E. , 2015/19671 K.

“Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına, örf ve adete, ülke gerçekleri ile yöresel geleneklere göre; evlenme sebebiyle, gerek ailelerce ve gerekse yakınlarınca kadına geleceğinin güvencesi olarak takılan ziynet eşyaları (altın vs.) emaneten (geçici olarak) takıldığı konusunda kadının bir kabulü olmadığı sürece, düğünde davacı kadına bağışlanmış sayılır. Aynı biçimde, düğünde erkeğe takılan fakat, daha sonra koca tarafından eşine (kadına) verilen ziynet eşyaları için de kadının herhangi bir biçimde kabulü söz konusu olmadıkça ve aksi de kanıtlanmadıkça kocanın bu eşyaları eşine bağışladığı kabul edilir.”

Düğün Takıları Paylaşım Rehberi (Yargıtay Güncel İçtihat)

Takının TürüKime Takıldı?Kime Ait Sayılır? (Güncel Yargıtay)
Kadına Özgü Takılar (Bilezik, Küpe, Gerdanlık vb.)ErkeğeKadına (Kullanıma özgü olduğu için)
Kadına Özgü Takılar (Bilezik, Küpe, Gerdanlık vb.)KadınaKadına
Çeyrek/Yarım/Tam Altın ve Nakit ParaErkeğeErkeğe (Aksine bir anlaşma veya yerel adet yoksa)
Çeyrek/Yarım/Tam Altın ve Nakit ParaKadınaKadına
Yatırım Amaçlı Altınlar (Gram altın, Külçe vb.)ErkeğeErkeğe
Erkeğe Özgü Takılar (Kol saati vb.)ErkeğeErkeğe

Düğünde Takılan Altınlar Kişisel Mal mı, Edinilmiş Mal mı?

Türk Medeni Kanunu uyarınca düğün takıları, kural olarak Kişisel Mal statüsündedir.

Mal rejimi tasfiyesine girmemektedir. Kişisel mallar, boşanma sonrasındaki mal paylaşımı hesaplamasına dahil edilmez. Yani takılar, diğer eşle yarı yarıya paylaşılmaz; sahibi kimse onda kalır.

Yatırım amaçlı takılar ve erkeğe takılan ve kadına özgü olmayan değerler, erkeğin kişisel malı sayılmaktadır.

Altınlar bana takıldı, alabilir miyim?

Ziynet eşyası alacağı davalarında ispat vasıtaları büyük önem arz etmektedir. Düğün videoları, fotoğraflar ve bilirkişi incelemeleri, uyuşmazlığın çözümünde en temel dayanak noktaları olarak kabul edilmiştir.

Mahkemeler, bu deliller ışığında hangi eşin ne miktarda hak sahibi olduğunu tespit etmekte ve hakkaniyete uygun bir paylaşım modelini uygulamaya koymaktadır. Özellikle altınların zorla alındığı veya iade şartıyla verildiği iddiaları, tanık beyanları ve hayatın olağan akışıyla test edilerek karara bağlanmıştır.

2. Hukuk Dairesi 2023/5762 E. , 2023/4722 K.

” Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.04.2021 tarihli ve 2017/3-1038 Esas, 2021/458 Karar sayılı kararıyla, düğün sırasında takılan ziynet eşyası ve paraların kim tarafından ve hangi eşe takılırsa takılsın aksine bir anlaşma ya da örf ve adet kuralı olmadığı takdirde kadına bağışlanmış sayılacağı ve artık kadının kişisel malı kabul edileceği, dosyada davalı tarafın genel kuralın aksine örf ve adetleri bulunduğunu iddia ettiğine göre bunu ispat külfetinin kendisine düşeceği, ispatlamak amacıyla da muhtar olan tanık …’yı dinlettiğini, tanığın davalının iddia ettiği örf adetten farklı bir örf ve adete ilişkin beyanda bulunduğu, dinletilen bu tanığın beyanı ile Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına yansıyan yaygın örf ve adet karşısında daha köklü bir adetin varlığının ispatlayamadığı, bunun yanında Mahkemece davalının annesi …’nin beyanına itibar edilerek 5 adet burma bilezik yönünden davanın reddine karar verildiği, davacının da karara karşı itirazda bulunmayarak davalı yönünden usulü kazanılmış hak oluştuğu, bu nedenle 5 adet burma bilezik yönünden direnme kararının yerinde olduğu, ayrıca davalıya takılan 1 adet bilezik yönünden davacının talebi mahkemece kabul edildiğinden bozma kararında 1 adet 22 ayar 13 gr bilezik ifadesinin karardan çıkartılması gerektiği gerekçesi ile davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Yargıtay 3. Hukuk Dairesi kararından 1 adet 22 ayar 13 gr ifadesinin çıkartılmasına, direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.”

Eşimin Benden Aldığı Altınları Geri Alabilir Miyim?

Hukuk yargılamasında genel kural gereği, ziynet eşyalarının kendisinde olduğunu veya zorla elinden alındığını iddia eden taraf, bu iddiasını somut delillerle kanıtlamak zorundadır. Genellikle kadın eş tarafından açılan bu davalarda; altınların varlığı, düğün videoları, fotoğraflar ve bilirkişi raporları ile sabit hale getirilir.

Yargıtay’ın yerleşik kabulüne göre, kadına ait olduğu tespit edilen altınların düğün borçları, ev ihtiyacı veya iş kurma gibi nedenlerle bozdurulması, erkeği borçtan kurtarmaz. Erkeğin sorumluluktan kurtulabilmesi için şu iki şarttan birini kanıtlaması gerekir:

İade Şartı Olmaksızın Verme:

Altınların kadına iade edilmemek üzere, tamamen kendi rızasıyla ve bağış niyetiyle erkeğe verildiğinin ispatlanması.

İadenin Gerçekleşmiş Olması:

Bozdurulan altınların bedelinin daha sonra kadına nakden veya aynen geri verildiğinin kanıtlanması.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2023/191 E. , 2023/703 K.

“Ziynet eşyası davalarında, ispat hukuku yönünden öncelikli kural; davacı kadın eş tarafından dava konusu edilen ziynet eşyalarının, cins, sayı, nitelik ve miktar olarak varlığının kanıtlanmış olması gerekliliğine ilişkindir. Ziynetlerin varlığını bu şekilde ispatlayan kadın eşin ikinci olarak ise; bu ziynetlerin evlilik birliği içinde kendisinden alındığını ve tekrar iade edilmediğini veya bu şekilde elinden alındığına dair bir iddiası yoksa evden ayrılırken bu eşyaları yanında götürmesinin mümkün olmadığını ispat etmesi gerekir. Diğer bir ifadeyle ziynet alacağı hakkı olduğunu iddia eden kadın eş, varlığını kanıtladığı dava konusu ziynetlerin kendinde olmadığını şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanmakla yükümlüdür. İşte bu anda; kadın eş, fiili karineyle kişisel malı niteliğinde kabul edilen ziynet eşyalarının kendi himayesinden çıkarak, erkek eşin himayesine girdiğini şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlamış ise artık erkek eş; kadın eşe ait olan ziynet eşyalarının iadesiyle yükümlü olmadığı hususunu ispat yükü altındadır. Borçlar hukuku genel hükümleri uyarınca; aslolan borçlunun aldığı şeyi geri vermekle yükümlü olduğu kuralıdır. İade edilmemek üzere alındığı hususunda ispat yükü ise yukarıda açıkça vurgulandığı gibi, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğuna göre, davalı eğer ki ziynetlerin himayesine girdiğini kabul ederse bu ziynetleri iade etmemek üzere aldığını ispatlamalıdır.
üm bu genel açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın iddiasının ziynet eşyalarının evlilik birliği içerisinde elinden alınıp iade edilmediğine ilişkin olduğu, bu iddiasına ilişkin tanık deliline dayandığı, dava dilekçesi ile talep etmiş olduğu altınların varlığını dosyada mevcut 23.09.2016 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilen ziynetler yönünden kanıtlandığı, varlığı kanıtlanan bu ziynetlerin kendisinden alındığına ve tekrar iade edilmediğine ilişkin …, …, … …, … …, … … ve … …’ı tanık olarak dinlettiği, bu tanıklardan davacının abisi olan …’in özetle “düğün gecesinden sonra hırsızlık olabileceği nedeniyle takılan takıların erkek eşin ailesi tarafından muhafaza altına alındığını, daha sonra araç alımında ziynet eşyalarının bir kısmının bozdurulduğunu, kalan ziynet eşyaları hakkında da davalının babasının bizzat ziynet eşyalarını bozdurarak kendi borçları için harcandığını beyan ettiğini, dolayısıyla evden ayrılırken alınabilecek bir ziynet eşyasının bulunmadığını” ifade ettiği, annesi olan …’nin özetle “düğünde takılan altınların kızı tarafından bizzat kayın validesine teslim edildiğini, sonrasında bu ziynetlerden bir kısmının araba alırken kullanıldığını, kalanının da davalının anne ve babasının borçlarını ödemek için bozdurulduğunu” bildiğini söylediği, yine davacının abisi olan …’nin özetle “düğünden sonra ziynet eşyalarının bir kısmının muhafaza edilmesi amacıyla davalının annesine teslim edildiğini, davacıda kalan bileziklerin ise araba satın almak amacı ile bozdurulduğunu, kız kardeşinin eşyalarını almaya gittikleri esnada dayıları olan …’in davalının babasına bu kızın altınları nerede diye sorunca davalının babasının kendi borçları için altınların bozdurulduğunu ifade ettiğini” beyan ettiği, dayı olarak dinlenen …’in de “tarafların ayrı yaşamaya başlaması üzerine ortak konuta yeğenin eşyalarını almaya gittiklerinde davalının babasına bu kızın altınları bilezikleri nerde, niye vermiyorsunuz diye sorduğunu ve karşılığında borçlarımız için bozdurduk cevabını aldığını” ifade ettiği, buna karşılık davalı tanıklarının ziynet eşyalarının cins ve miktarı hakkında herhangi bilgilerinin olmadığı, altınların davacı kadın tarafından evden ayrılırken yanında götürüldüğünü beyan ettikleri ne var ki davalının evlilik birliği devam ederken satın almış olduğu arabanın nereden elde edilen parayla alındığı hakkında mahkemeye bilgi sunmadığı, bir kısım tanıklarca fiili ayrılık aşamasında kadının kolunda bilezik görüldüğü ifade edilmişse de bu bileziklerin sayısı hakkında sadece …’in bilgi sahibi olduğu ve ifadesinde ortak çocuk dünyaya geldikten sonra davacıda bir, iki veya üç şeklinde bilezik gördüğünü söylediği anlaşılmıştır.

Dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacı tanıklarının davacının iddiasıyla örtüşen beyanlarda bulundukları, hâl böyle olunca; davacının düğünde takılan ziynetlerin varlığını ve davalı tarafından alınarak bozdurulduğunu şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtladığı gözetilmeksizin davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.”

Ziynet Alacağı Davasında En Güçlü Deliller

Ziynet eşyalarının varlığını ve akıbetini ispatlamak için mahkemeye şu deliller sunulmalıdır:

  • Düğün Videoları ve Fotoğraflar: Takı merasiminin net göründüğü kayıtlar.
  • Bilirkişi Raporu: Videolardaki altınların ayar ve gramajının tespiti.
  • Kuyumcu Makbuzları: Altınların bozdurulduğuna dair belgeler.
  • Banka Kayıtları: Altın bozdurulup araç veya ev alındıysa para trafiği.
  • Tanık Beyanları: Altınların zorla alındığına veya muhafaza için verildiğine dair şahitlikler.

Mehir Verildiği Halde Altınlarım Teslim Edilmezse Ne Yapmalıyım?

Evlilik akdi sırasında taraflar arasında tanzim edilen ve ziynet eşyalarının kadına ait olduğunu tescilleyen mehir senetleri, hukukumuzda kesin delil niteliği taşımaktadır.

Şayet mehir senedinde vaat edilen altınların mülkiyeti size geçirilmemişse veya senede rağmen bu değerler size teslim edilmemişse, boşanma davasıyla birlikte veya bağımsız bir dava ile bu ziynetlerin aynen iadesini ya da güncel nakdi bedelini talep etme hakkınız saklı tutulmaktadır.

Mehir senedinin altındaki imzanın eş tarafından inkar edilmemesi durumunda, senedin içeriğindeki tüm yükümlülükler borçlu eş için bağlayıcı hale gelmektedir. Senedin metninde altınların size “teslim edildiğine” dair açık bir ibare yer almadığı müddetçe, bu değerlerin verilmediği hukuki bir karine olarak kabul edilmektedir. Bu durumda, altınları teslim ettiğini iddia eden taraf, bu iddiasını ancak senetle eş değer yazılı bir belge veya kesin delillerle kanıtlamakla mükellef kılınmıştır.

2. Hukuk Dairesi 2022/9641 E. , 2023/4236 K.

“Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar evlenirken mehir senedi düzenlendiği, senedin davalı tarafça imzalandığı, davalının 20.10.2020 tarihli celsede senetteki imzayı inkar etmediğini beyan ettiği, senet içeriğinde 750 gram altının davacıya teslim edildiğine dair ibare olmadığı, bu nedenle senetten kaynaklanan edimi yerine getirdiği ispat külfetinin davalıya ait olup, bunun da senet kuvvetindeki bir belge veya yemin deliliyle mümkün olduğu, davalının senet kuvvetindeki bir belge ibraz edemediği, yemin delilinin de olmadığı, her ne kadar İlk Derece Mahkemesi tarafından davacıya yemin delili hatırlatılarak davacının kullandığı yemin delili ile davalı yemin etmiş ise de, ispat külfetinin davacıya ait olmaması sebebi ile davalının yemin etmesinin de sonuca etkili olmayacağı, boşanmanın tarafların eşit kusuru nedeni ile gerçekleşmesi de dikkate alınarak bağıştan rücu koşullarının da oluşmadığı, davacının işbu davayı 750 gram altın yönünden açtığı, ancak 654 gram altın yönünden ıslah ettiği, 750 gram altın yönünden aynen iade talebine yönelik harcın tamamlatılmış olması da dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı gerekçesi ile davalının istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
……………………………………………………………………………………………………………………………………………..Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,”

Düğünde Takılan Takılar Hakkında Sıkça Sorulan Sorular?

Düğünde takılan takılar boşanma davasında istenebilir mi?

Evlilik birliğinden doğan bir alacak söz konusu olduğu için evllliğin fer’isi niteliğindeki altın alacağı da boşanma davası ile beraber istenebilmesi mümkündür. Boşanma davasına konu edilmemesi durumunda hak kaybına uğranılmayacaktır. Nitekim bu durumda boşanma davasından ayrı bir dava ile düğünde takılan takılar istenebilmektedir.

Ancak boşanma davası ile beraber istendiği durumda hakim bu durumların mahkemenin ilerleyişini yavaşlatıp davayı uzattığına kanaat getirmesi durumunda davaları ayırır. Böyle spesifik konularda boşanma avukatı ile çalışmanız faydanıza olacaktır.

Düğünde takılan takılar mal paylaşımına göre mi paylaşılır?

Altınlar hukukumuza göre kime ait ise mal birliğine dahil olmayıp kişisel mal statüsünde kabul edileceği için mal paylaşımına konu edilemez. Eğer altın satılarak ortak nitelikte mal birliğine dahil olacak şekilde bir eşya alınıp tasarrufta bulunulmuş ise bu malın değerine altınlarla sağlanan katkı payına oranının bedel karşılığı kadına verilerek mal paylaşımına gidilmektedir.

Düğünde takılan takılar mehir yerine geçer mi?

İslam hukukuna göre düğünde takılan takılar mehir yerine geçmeyecektir. Düğünden önce erkek tarafının kadın tarafına verdiği altın veya para islam hukukundan doğan bir borç niteliğindedir. Düğünde takılan takılar ise kadın veya erkek taraf misafirlerinini eşlere verdiği hediyelerdir. Dolayısıyla düğünde takılan takılar mehir yerine geçmeyecektir.

Düğün Takıları Borçlar İçin Harcandıysa Geri Alınabilir mi?

Evet, geri alınabilir. Düğün takıları kadının veya erkeğin kişisel malı sayılır.
Eğer takılar düğün borçları, ev eşyası alımı veya araba peşinatı gibi sebeplerle bozdurulduysa; harcayan taraf, diğer tarafa bu miktarı iade etmekle yükümlüdür.

İade yükümlülüğünden kurtulmak için, takısı bozulan eşin “bu altınları geri almamak üzere hibe ettiğini” açıkça beyan etmiş olması gerekir ki bu durumun ispatı oldukça zordur.

Eşlerden Biri Diğerinin Takılarını Gizlice Alıp Harcarsa Ne Olur?

Eşlerden birinin kumar, borsa veya habersiz borç ödeme gibi nedenlerle takıları gizlice alması sık rastlanan bir durumdur. Bu durum hukuken hem bir tazminat sebebi hem de ziynet alacağı davasının konusudur. Takıları rıza dışı alan eş, bunları iade etmekle yükümlüdür.
Ayrıca bu durum “ekonomik şiddet” ve “güven sarsıcı davranış” olarak kabul edildiği için, boşanma davasında karşı tarafın daha yüksek manevi tazminat almasına yol açabilir.

“Düğünde Takılan Altınları Kim Alabilir?” için 1 yorum

  1. Geri bildirim: Boşanma Davasında Mehir İstenebilir Mi? Şartları Nelerdir?

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

WhatsApp Ön Bilgi